![]() | |||||||||
| |||||||||
|
| |||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
Nedir Abi Hamurabi ?
29 Ocak 2010, 17:16 Bundan yüzlerce yıl önce yaşamış Babil İmparatoru Hamurabi, halkına şöyle seslenmiş:
"....Hiçkimsenin hakını yemedim...." O gün bu gündür biz Hak yemeyenlere kısaca 'Abi' diyoruz. Benim hiç abim olmadı. Yani erkek kardeşim de yok. Ne büyük, ne de küçük. Aslında ben abi kelimesini ilk öğrendiğimde çok küçüktüm. Bir pala bıyık Amet abi vardı, dökümcü, bizim mahallede. Onun yanına girmiştim çırak olarak. Elim yüzüm kapkara gelirdim eve. Zılgıtı yerdik tabi Amet abiyle birlikte annemden. Ben nezaretinde, o gıyabında: -Sana daaa amet abine deeee! Ne len bu elinin yüzünün hali? Çıkar mı bu karalar....ha...? Bak şu güzelim pantolonun haline...(Şak!) Dökümden pencere mandalı yapardı Amet abi. Kalfası vardı; Zafer. O dökerdi. Gerisi bana kalırdı. Hem parlatır hem de kutulara dizerdim. Bütün bir yaz çalıştım da, bir kere mi-iki kere mi ne haftalık aldımdı. Yıllar sonra duydum ki; buz gibi rakı içip beyin kanamasından gitmiş genç yaşta. Hey gidi Amet abi!.. Mustafabi vardı bi de fabrikatör. Gazoz fabrikasında çalışmıştım bi aralar. Orta okula başlıcam para lazım. haftalık 75 lira. iyi para! Sabahtan akşama kadar paletten gelen gazozları muayene ediyordum şişenin içinde pislik var mı falan diye. Sonra da kasalara diziyordum. Bir de kamyonları yüklüyorduk. Kollarım uzamıştı kasa taşımaktan. Hafta sonu tıkırt ödenirdi para. Bi kasa da gazoz beleş! Bütün yaz 350 Lira biriktirmiştim İş Bankası'nda. Banka cüzdanım bile vardı adıma. Fakat para bir türlü elime geçmedi. Bişeyler vardı benim bilmediğim borç muydu harç mıydı ona gitti. Ne bisiklete zil, ne iç lastik, ne fuarda lunapark, ne de gözlük palet!.. Hiç bişey alamadıydım. Okula başlıycaz, ceketim bile yoktu. Neyse ki ablam çalıştığı mağzadan çaktırmadan 50 beden bi ceketi terzi Demir abiye düzelttirip giydirdiydi bana. Mustafabi iyidi hoştu da her sabah gazete, ekmek, süt alıp yengeye götürmek yokmuydu!.. Eminim hiç duymamışsınızdır İmbat gazozlarının adını... Sonra büyüdüm. Yani büyüdüm dediysem az buçuk benden küçükler artmıştı etrafımda. Günde en az üçyüz sefer 'abi' der olmuştum Halimağa çarşısında bir tezgahtar çırağı olarak. Hem de:"Buyur abi!" Kalfa ne derse yapardık. Aziz. Motoru vardı mobilet. Bi tura bütün hafta silerdim. Patron Ferudun abi. Hiç boş bırakmazdı bizi. İşin yoksa araba yıka, pasta cila, javanın ekzoslarını parlat durma öyle! Yazaneye sokmazdı bizi. O yazanede, biz azizle tezgahın önünde bütün gün gelene gidene "Buyur abi! Sağol abi! Tamam abi! Olur abi! Geldim abi! Giderim abi! Alırım abi! Verdim abi! Aldım abi! Yıkadım abi! Sildim abi! Çektim abi! Yükledim abi! Getirdim abi! Sattım abi! Boşalttım abi! Nassın abi? İyiyim abi! Oldu abi! Kestim abi! Tutuyom abi! Sıkı tut abi! Bırakma abi! Bırakmam abi! Düşüyom abi! Düşme abi! Düştüm abi! Aman abi! -Gökseeelll! Huobp! Gel abi gel. -Geldim abi. Nedir abi? -Hamurabi. -Ne? Ekmek mi? Kaç Tane? -Al işte kafana göre beş altı tane! Bundan yüzlerce yıl önce Helen İmparatoru Solon halkına şöyle seslenmiş: "... Herkese hakkını verdim Göksel Kesici Bu haber 901 defa okunmuştur.
|
GALERİ |
|||||||
Pafuli.Net - Yaşam Haberleri |
|||||||||