Tayyip Bey, önceki gün AKP grup toplantısında yine esti, savurdu:
Son günlerde giderek yükselen “sivil darbe” tartışmaları, kısa bir süre öncesine dek kendisine ve hükümete en azından sempatiyle bakan bazı yazarların “demokrasi değil, tek parti diktasına gidiyoruz” açıklamaları anlaşılan epey öfkelendirmiş beyefendiyi!.. Ama ne denli öfkelenirse öfkelensin, artık “mızrak çuvala sığmıyor!..” Tayyip Bey, gidilen yolda, yapılan tasarrufların(!) açık edilmesine de kızmış olmalı ki, kürsüden şöyle bağırıyordu:
- Yalan söylüyorsunuz, yalan!..
Neydi söylediğimiz yalan?.. Askeri darbe suçlamalarının, yandaş medyada sürekli çiğnendiği süreçte aslında “sivil darbe”yi yaşadığımızı ve koşar adımlarla bir otoriter rejime gittiğimizi yazmamız, konuşmamız!.. İktidara yapışmış tetikçiler Tayyip Bey böylesine “öfke nöbeti” yüksek konuşunca vakit geçirmeden saldırı şiddetini arttırdılar tabii!.. Bir tanesi, hızını alamayıp Başbakan’ı Sovyetler Birliği’nde “glasnost” politikasının mimarı Gorbaçov’a benzetirken diğerleri de şu müthiş buluşu servis etmeye başladılar:
- Daha düne kadar şeriat geliyor diye bağıranlar, bu söylemleri boş çıkınca şimdi de “tek parti diktası” diye bağırmaya başladılar!..
Bu arkadaşlar ya okuduklarını anlayamayacak derecede cahiller ya da toplumu “ahmak” yerine koymakta pek mahirler!.. Bizler yaşanan sürecin bal gibi “sivil darbe” olduğunu söylerken, sonuçta varılacak hedefi de tüm çıplaklığı ile defalarca yazdık:
- Dinci faşizm!..
***
Gördüğünüz gibi anlaşılmayacak hiçbir tarafı yok!..
Gittiğimiz yer, dinci motifleri alabildiğine abartılmış, muhalefetin her şekliyle boğulduğu, mahalle baskısının dayanılmaz boyutlara ulaştığı bir tek parti diktası, yani faşizmdir!.. Önlenmesi, karşı durulması gereken de budur..
Yapılacak bir seçimde böylesi bir düzenin karşısına dikilecek, yurtseverlere seslenecek, aydınlık kitlelerin oyuna talip olacak parti ise CHP!.. Ancak, her türlü oyuna, baskıya karşın muhalefette sağlam duran CHP’nin, yalnızca iktidarın yanlışlarını, talan düzenini, gidilen karanlığı anlatması yetmiyor!.. Kendi yapacaklarını, ufkunu, programını anlaşılır şekilde toplumla paylaşması gerekiyor.
Çok daha önemlisi, hem parti içinde yeni bir ruhu yakalamak için hem de dışarıda kalanlara güven aşılayacak bir büyük adım atması şart.. Bedri Baykam, uzun süredir saygın hukuk adamları, siyasetçiler, sivil toplum örgütlerinin önderleri ve CHP Gençlik Kolları üyeleriyle birlikte hazırladıkları “CHP Tüzüğü’nde Demokratik Devrim” önerisini dün bir basın toplantısıyla açıkladı. Açıkçası ben okuduğumda etkilendim. Eğer bu “parti içi devrim” demek olan öneriler kabul görürse, yani CHP gerçekten hiçbir partinin yanından bile geçmediği tam demokratik bir tüzüğe kavuşursa hem tüm cumhuriyetçilere güven verir hem de küskünleri, dargınları ve en önemlisi oy vermeyi unutanları(!) partiye çekebilir... Partiye üyeliği kolaylaştıran, küçük bir genel merkez kontenjanı dışında her ilde önseçimin yolunu açan, kadınların ve gençlerin yüzde 25’er kotayla Meclis’te temsil edilmelerine olanak tanıyan “Demokratik Devrim” paketi ne işe yarayacak diye soracak olursanız söyleyeyim; öncelikle Türkiye’de siyasetin önündeki tıkanıklığın önünü açar… Sonra?
- Sonra da ülkeyi AKP iktidarından kurtarır!..
Bir Yurtsevere Mektup (XLIII)
Sevgili kardeşim Balbay, dün, Serdar Kızık’la birlikte Urla’daydık; Necati Cumalı söyleşisinde… Ama bir o kadar da senden söz ettik! Herkes seni sordu, sana sevgilerini yolladı. Aslında nereye gitsem aynı manzarayla karşılaşmıyor muyum?! Eminim haftaya Adana’da, TÜYAP Kitap Fuarı’nda da yine yüzlerce selam alacağımı biliyorum... Çok ama çok özlendiğini bil…
Seni ve tüm yurtseverleri, dışarıdaki milyonlar adına bir yurtseverin tüm sıcaklığı, direnci, öfkesi ve olanca özlemiyle kucaklıyorum.
umitzileli@gmail.com