| |||||||||
| |||||||||
|
| |||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
Evlilik İnsan Doğasına Aykırı !
03 Mart 2010, 15:49 Evliliğin insanın doğasına uygun olmadığını, çok değil birkaç sene önce fark ettim. Yıllarca bize anlatılan, beyaz atlı prens masalıyla büyümüş bir çocuk olarak. Her yeni ilişkimde bu sefer beyaz atlı prensimi buldum deyip, duvara toslayınca aslında, sorunun ne karşı cinsde, ne de kendim de olduğunu anlayınca faturayı evliliğe kestim. Öyle ya, ruhumuz serbest ama kendimiz, resmi anlamda bağlıyız. Bağlı olan ne tarafımız? Ben öyle bir taraf göremiyorum. Hangimiz yakışıklı bir erkek geçtiği zaman, göz ucuyla da olsa bakmıyoruz. Hele göz göze geldiğimizde, içimizde sıcak bir şeyler akıp gidiyor ve biz bu duyguyu, en yakınlarımızdan bile saklamıyor muyuz. Hadi itiraf zamanı, kimseye değil kendine itiraf et. Yok öyle değilse, o zaman ruhun ölmüş demektir, bir bak bakalım yerinde duruyor mu? Erkekler için durum daha farklı, onlar böyle duyguları daha açık yaşıyor. Erkeğin çapkın olanı makbul, malum… Evli olmadan ayrı ayrı iki insana bakıyoruz, ikisi de dünya iyisi, tatlı, şeker tipler. Evliliğin havasından, suyundan, ambiansından. Evlenmeden önce, flört ve birbirini tanıma döneminde, heyecan dorukta, yüreğin ağzında durumun, evlendikten sonra, adam sende bu günde saçımı toplamasam ne olur, her hangi bir çabaya gerek yok nasıl olsa adamın tapusu ben de haline dönüşüyor. Erkek için farksız mı? O da, nasıl olsa, özgürlüğümü kağıt üzerinde de olsa bu kadına verdim, daha ne istiyor otursun oturduğu yerde, evimin kadını, çocuklarımın anası olsun yeter mottosuna dönüşüyor. Haksız da değil hani. Her gün aynı yemeği yiyebilir mi insan? Tabakları, servisi, sunumu değiştir, çok da sevdiğin bir yemek olsun ama her gün aynı.. Korkunç. Öyle, gelecek kaygıları, yaşlılığımda bana kim bakacak korkuları, maddi olarak sırtımı şu adama dayayım hesapları için, özgürlüğünü kimseye kaptırmayacaksın. Zaten ruhunu ne bir kağıt parçası, ne de başka şeyler parmaklıklar ardına alamaz . Kendini kandırmaktansa, özgürlüğüne sahip çıkmak sana daha iyi gelecek. Evliliğin çarpık yapısından dolayı, birbirini suçlamayı kesecek, kimsenin özgürlüğünün de anahtarını almayacaksın. Kendininkini de kimseye vermeyeceksin. Ve yıllardır kadınla erkeğin arasında süren çekişme, böylece sona erecek, kimse kimseyi suçlamayacak. Sevmek için, kimsenin uydurduğu garantili kağıt parçalarına ihtiyaç yok. Aldatılan kadın, kocasının hayatını zindan etmeye uğraşmayacak, erkek, kendine baksın diye beğenmediği kadınlarla evlenmeyecek. Kadın da, maddi açıdan kurtarıcı olarak gördüğü adamın bacaklarına vantuz gibi yapışmayacak, yaşamın içindeki duruşunu kaybetmeyecek. Arada çıkar değil, sadece gönül ilişkisi olacak. O da bittiği zaman, insanlar birbirini kırmadan, incitmeden, yaşadıkları güzel şeyler uğruna teşekkür edip, yollarına devam edecekler. Doğal olanı bu aslında, hiçbir rahip huzurunda evlenen kuşlar ya da ağaçlar gördünüz mü? Tabii ki hayır… Kulağa çok komik geliyor ama doğanın kuralı bu. İnsan doğaya hükmettiği ve kendini farklı gördüğü için, kendini doğadan kopartıyor ve ayrı görüyor. O zamandan da yaradılışından ayrı düşüyor. Ya kendini kandırıp, bu oyunu tükenene kadar sürdürüyor, ya da bu gerçeği kabullenip kuşlar gibi özgürlüğünün peşinden gidiyor. Peki senin için hangisi ? Not: Bu yazıyı forumdan takip edebilirsiniz. Tıklayınız Bu haber 4079 defa okunmuştur.
|
GALERİ |
|||||||
Pafuli.Net - Yaşam Haberleri |
|||||||||